KUŞAKLAR ARASI İLETİŞİM

Dünya genelinde ekonomik ve sosyal hareketlerle oluşmuş zaman aralıklarına jenerasyon denmektedir. Bir diğer ifadeyle kuşak kavramı; hemen hemen aynı yıllarda doğmuş olup, aynı çağın koşullarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, yazgıları yaşamış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişiler topluluğu olarak tanımlanmaktadır. Her dönemin hâkim değerleri, kültürel kodları ve bunların şekillendirdiği düşünce ve davranış kalıpları vardır. Bunları anlamak ve çeşitli öngörülerde bulunabilmek için; bu dönemlerin kuşaklar üzerinden ele alınması daha gerçekçi sonuçlara ulaşabilmek için yararlı görünmektedir. Genellikle yirmi birinci yüzyılda kuşak sınıflandırılması; Gelenekselciler, Bebek Patlaması, X, Y ve Z Kuşağı olarak yapılmaktadır. (Ali Murat KIRIK, 2018)

Kuşaklar (jenerasyonlar), bağlı bulundukları dönemin kültürüne göre şekil alırlar. Aynı jenerasyon içerisindeki insanlar, bireysel farklılıkları olmakla birlikte ortak değer ve yargılara da sahiptirler. Buradan hareketle, farklı kuşaklar arasında doğal olarak farklılıklar olduğunu söylenebilir. Örneğin; günümüzde 9-10 yaşlarında bir çocuğun, 65-70 yaşlarında olan insanlara göre teknolojiye daha hâkim olması, bu kuşaklar arası farklılıklardan doğmaktadır.

Kuşaklar arası iletişimi yorumlamadan önce bu kuşakları tanımak gerekir. Günümüzde Gelenekselciler, Baby Boomers, X, Y ve Z kuşakları olmak üzere toplam beş kuşak bir arada yaşamaktadır.

Gelenekselci Kuşak

Savaş kuşağı ya da sessiz kuşak olarak da bilinir. 1920-1945 arası doğmuşlardır. Savaş, kıtlık ve ekonomik sorunlarla dolu bir dünyada doğmuşlardır. Eğitim seviyeleri günümüzle kıyaslandığında oldukça düşüktür. Günümüzün anneanneleri, babaanneleri, büyükbabaları bu kuşak içerisinde yer alır.

Baby Boomers (Bebek Patlaması Kuşağı)

Sandviç Kuşağı olarak da isimlendirilir. Bu kuşağa Baby Boomers denmesinin sebebi, II. Dünya savaşından sonra yaklaşık bir milyar bebeğin dünyaya gelmesidir. 1946-1965 arasında doğan insanlar bu kuşak içerisinde yer alır.

Jenerasyonun bu kategorisinde yer alan bireylerin iş canlısı ve aşırı çalışkan oldukları, itaatkâr bir karaktere sahip oldukları ve dolayısıyla çalıştıkları kurumun iyiliğini her şeyden daha fazla arzulayan bir anlayışta oldukları bilinmektedir. Buna ek olarak; uzun saatler iş görmek, verilen görevleri eksiksiz ve sorgulamadan yerine getirmek, optimist ve idealist olmak gibi nitelikler de bu kuşağın tanımlayıcıları arasında değerlendirilebilir. (Gürbüz, 2015: 41).

X Kuşağı

1966-1979 arasında doğan insanlar bu kuşak içerisinde yer alır. Dünyanın farklı bölgelerinde benzer özelliklerle kendini göstermiş ilk kuşaktır. İdealist ve sadık bir kuşak olarak değerlendirilebilir. Bu kuşak, genel olarak eğitimlidir. Film izlemeyi, kitap okumayı severler. Problem çözme becerileri gelişmiştir. İyi işler yaptıklarında fark edilmek ve ödüllendirilmek isterler. Teknoloji, onların hayatına 20’li ya da 30’lu yaşlarında girmiştir. Bu nedenle, dijital çağ ile geçmiş arasında köprü kurdukları söylenebilir. Önceki kuşaklara göre bir adım daha ileride bulunmaktadır.

Y Kuşağı

1980-1999 arası doğan insanlar bu kuşakta yer alır. Teknolojiyi yakından takip ederler. Kendini geliştirmeye odaklanmışlardır. Çevreye duyarlıdırlar. Yeniliklere son derece açık olan bu kuşak, bilgisayarla küçük yaşta tanıştığından, önceki kuşaklara nazaran teknolojik gelişmelere adapte olma konusunda hiçbir sorunla karşılaşmamaktadır.

Z Kuşağı

2000 yılından sonra doğan insanlar bu kuşak içerisinde yer alır. Günümüzde, en yaşlı olanları henüz üniversite çağında bulunmaktadır. Bu kuşağın yetişkin olduktan sonra nasıl bir karakter sergileyeceği merak konusudur. Önceki kuşaklara nazaran, tamamen teknolojik dünyada doğmuş olan bu kuşağın temsilcileri için teknolojinin olmadığı bir dünya hayal dahi edilemez. Bu nesil; akıllı telefonlarla, sosyal medyayla çocuk yaşta tanıştığından, dünyayı da çok iyi bir biçimde tanımakta ve bireysel özgürlüklere oldukça önem vermektedir. Aynı zamanda bu nesilde aşırı bireyselleşme ve yalnızlaşma eğilimleri görüldüğü de söylenebilir.

Bu kuşak da, bir önceki kuşakta olduğu üzere teknoloji ile içli dışlıdır ve hatta Z Kuşağı gençlerinin birer teknoloji bağımlısı olduğu söylenebilir. Özellikle günümüzün gelişmiş teknolojik akıllı cihazları ve her geçen gün gelişen internet altyapısı, bu kuşak mensuplarının bağımlı bireyler haline gelmelerinin önünü açmaktadır (Kavalcı ve Ünal, 2016: 1036). Z kuşağını en önemli özelliklerinden biri de oldukça hırslı olmalarıdır. Ayrıca bilgiye çok çabuk ve hızlı bir şekilde ulaşabilmektedirler.

Günümüzde Kuşaklar Arası İletişim

Kuşaklar arası iletişim, insanoğlu için hiçbir zaman pürüzsüz olmamıştır; çünkü insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan her kuşak, bir öncekinden farklı özelliklere sahiptir ve bu farklılıklar da çatışmaları beraberinde getirmiştir. Dönemlerinin siyasi ve toplumsal olayları, hatta bazen çevre felaketleri; kuşakların karakterize olmasında oldukça önemli paya sahiptir. M.Ö 300’lü yıllarda Aristoteles’in “Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Anne-babalarına karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.” ve M.Ö. 800’lü yıllarda Heseiod’un “Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” şeklindeki sözleri günümüzde 70’li yaşlarda biri tarafından da büyük ihtimalle söyleniyordur. Öyle görünüyor ki nesiller arasındaki çatışmalar, anlaşmazlıklar binlerce yıl geçse de hep aynı. Bu da bizi, kuşaklar arası iletişim sorunlarının kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle yüz yüze getiriyor.

Günümüzde beş kuşağın birlikte yaşadığından daha önce bahsetmiştik. 20. yüzyılla birlikte sanayide ve teknolojide yaşanan hızlı ve büyük değişimler, kuşaklar arasındaki farklılıkların derinleşmesine sebep oldu. Söz gelimi; 1500 yılında doğan insanlarla 1550 yılında doğan insanlar arasındaki fark, 1950 yılında doğan insanlarla 2000 yılında doğan insanların arasındakinden oldukça azdır. Son yüzyılda, kuşaklar arasındaki farklılıklar baş döndürücü biçimde derinleşmiştir.

“Sessiz Kuşak” insanlarının günümüz hayatına adapte olması çok zordur. Yaşlarının oldukça ileri olması ve dünyaya geldikleri çağın günümüzden çok çok farklı olması, bu kuşağın günümüz dünyasında kendini yabancı hissetmesine neden olmaktadır. Bu kuşak, geçmişin son temsilcileri olarak görülebilir. Baby Boomers, “Sessiz Kuşak”la benzer nitelikler taşımaktadır; ancak halen hayatın içinde aktif olduklarından, genç kuşaklarla en çok sorun yaşayan kuşak olarak da görülebilir. Günümüz gençlerinden en çok onlar şikâyet etmektedir. Özellikle Z kuşağının değer ve yargılarını anlamakta zorlanmaktadırlar. Yine de bu kuşağın yaşı gereği, dünyada yaşanan gelişmelere tam anlamıyla olmasa da adapte olmaya çalıştığı söylenebilir. Gerçi, Z kuşağının karakteri o kadar yeni ve farklıdır ki Z kuşağı ile Y kuşağının bile bu nedenle çatışma yaşadığı söylenebilir. Y kuşağının bireyleri, henüz genç yetişkin olmalarına rağmen Z kuşağının değer ve yargılarına karşı zaman zaman oldukça eleştirel tutumlar takınmaktadırlar. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Anlamamız gereken şey, kuşaklar arası çatışmaların kaçınılmaz olduğudur. Son yıllarda ise kuşaklar arası farklılıklar derinleştiğinden bu çatışmalar daha da artmıştır. Bu sorunların en aza indirgemek, kuşakları tanımaktan geçer. Kuşakların birbirini tanıması, farklılıklarının ayırdına varması, birbirlerinin karakterlerini bilmesi, yaşanacak olan sorunların önüne geçebilir. Böylece, kuşaklar arası iletişim daha sağlıklı bir şekilde sağlanabilir.

Sonuç olarak bireyler her bir kuşağı daha iyi anlayarak, iletişimde bulundukları kişileri kendi bakış açılarına göre yargılamaktan ziyade, onların bakış açısına göre yorumlama fırsatı elde edilebilir. (Pınar GÖKTAŞ, 2015) Böylece, kuşaklar arası iletişim daha sağlıklı hale gelecektir. Kuşaklara arası iletişimin olumlu yönde olduğu toplumlarda, toplumsal huzur ve güven endeksi de yüksek seviyelerde olacaktır. Aynı zamanda, ülkemiz özelinde konuşacak olursak, Z kuşağının geleceğimiz olduğunu unutmamalıyız. Z kuşağının potansiyellerini açığa çıkarabilmeleri, biraz da toplumun diğer kesimleri tarafından kabul görmelerine bağlı olduğundan bu kuşakla kurulacak olan iletişimin öneminin biraz daha arttığı gerçeğini unutmamalıyız. “Z Kuşağı”nın, eğer önceki kuşaklar tarafından kabul görürse, geçmişin tecrübe ve birikimi ile kendi potansiyellerini harmanlayıp oldukça şaşırtıcı sonuçlarla karşımıza çıkabileceğini unutmamalıyız.

KAYNAKÇA

Ali Murat KIRIK, SEVDA KÖYÜSTÜ (2018). Z KUŞAĞI KONUSUNDA YAPILMIŞ TEZLERİN İÇERİK ANALİZİ YÖNTEMİYLE İNCELENMESİ. GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ ELEKTRONİK DERGİSİ.

KAVAK, A. B. (2020). Z KUŞAĞI ÇALIŞANLARIN ÇALIŞMA DEĞERLERİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK ANKARA İLİNDE BİR ALAN ARAŞTIRMASI (YÜKSEK LİSANS TEZİ). ANKARA: ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ.

Pınar GÖKTAŞ, İLKER HÜSEYİN ÇARIKÇI (2015). KUŞAKLARIN SİYASAL İLETİŞİM KÜLTÜR VE LİDERLİK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ. MAKÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 7-33.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PSİKOLOJİK DANIŞMAN ADAYLARININ DANIŞMAN ÖZYETERLİĞİNİ YORDAMADA OTANTİKLİK VE DÜNYAYA İLİŞKİN VARSAYIMLARIN ROLÜ ADLI MAKALE HAKKINDA

Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Adalete İlişkin Görüşleri Adlı Makale Hakkında

EBEVEYN ÖZYETKİNLİĞİNİN YORDAYICISI OLARAK EBEVEYN – ÇOCUK İLİŞKİSİ ADLI MAKALE HAKKINDA