TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞAMINA ETKİSİ
Teknolojinin, günümüzde hayatın kalbi olduğunu düşünüyorum. Hayatımızda öyle
büyük bir yer kaplıyor ki şu an, bir sihir olsa da birileri elimizden teknolojiyi alsa, dünyanın
büyük bir kaosa gireceği, insanlığın gelmiş geçmiş en büyük trajedilerinden birini yaşayacağı
muhakkak. Hayatın olağan akışı artık teknolojiye bağlı.
Peki bu noktaya nasıl gelindi? Binlerce yıllık insanlık tarihinde özellikle yirminci
yüzyılın başı, teknoloji için dönüm noktası olarak kabul edilebilir. Gerçi, o zamanlar bu
konuda oldukça öngörüsüz laflar da edilmişti. Örneğin; Amerikan Patent Dairesi Başkanı
Charles Duell’in 1899 yılında söylediği, “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat
edildi.” şeklinde gaf olarak tanımlanabilecek sözleri günümüz ile kıyaslandığında, aslında
teknolojinin sonsuzluğu ve bundan sonra da hayata yapacağı katkılar konusunda ne kadar
sınırsız olduğu gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Teknoloji için hayatın kalbi ifadesini
kullanmıştım. Bu konuda ısrarcıyım. Sadece ekonomi sektörüne bakarak bile bunu tahlil
edebiliriz. Günümüz bankacılık sistemi, online alışverişler, EFT’ler, son zamanların yeni
çılgınlığı kripto paralar… Yazılımlar üzerinden dönen bir ekonomi var şu an hayatta. Birileri
okus pokus yapıp fişi çekse, ekonomi bir anda çöker. İnsanlar, tüm varlıklarını bir anda
kaybedebilir. Devletin işleyiş biçimini düşünelim. Tüm yazışmalar sanal ortamda yapılıyor
artık. Haydi diyelim ki devletler de bürokrasi bir biçimde sorunların üstesinden geldi.
Fabrikalar ne olacak? Üretim sistemindeki çöküş, milyonlarca insanın kıtlık çekmesine sebep
olmaz mı? Ya da ilaçlar olmadan ne kadar insanın hayatını kaybedeceğini düşünün? Teknoloji
denince akla son zamanlarda daha çok sosyal medya gelse de aslında işin özü çok daha derin.
Günümüz dünyasında hayatın akışı, kalbin kanı pompaladığı gibi, teknolojiye bağlı. Bu yüzden
hayatın merkezinde artık teknoloji var. Gerçeği kabullenmek gerek.
Bu noktaya nasıl gelindiğini sormuştum. Benim cevabım şu: Elektrik ile... Teknolojik
her şey elektriğe bağlı. 1800’lerin sonunda elektriğin kullanımıyla birlikte yaşanan teknolojik
gelişmeler, o dönem insanı için oldukça sıra dışı olmalı. Charles Duell’in sözlerinde bu
şaşkınlığı görebiliriz. Bir kanser gibi teknoloji, başladığı yerde kolay kolay durmuyor, sürekli
yayılıyor; ancak öldürmüyor. İnsanoğluyla arasında mutualist bir ilişki geliştirdi. Artık ikisinin
de var olması birbirine bağlı. Gelinen noktada, bu bağımlılığın çılgınca büyümekten başka bir
seçeneği yok gibi görünüyor.
Cem KARABAY
Yorumlar
Yorum Gönder